31 Ekim 2010 Pazar

Cadılar Bayramı 2010

Ve bir Cadılar Bayramı daha, her geçen sene artan izdihamı, çılgınlıkları, aylar öncesinden başlayan hazırlıklarıyla sona erdi. En azından burada inanılmaz büyük bir coşkuyla kutlanıyor. Inanamayacağınız kadar büyük bir hazırlık yapılıyor hem de en az iki ay öncesinden. Herkes vitrinlerini değiştiriyor, satacağı kıyafetleri cadılar bayramına göre ayarlıyor ve bir çok farklı parti düzenleniyor. Yani sokaklar tam anlamıyla bir festival alanına dönüşüyor. Burada her sene gelenekselleşmiş olarak yapılan "Halloween Parade" var. Halloween Parade, belirli bir lokasyondan başlayıp, belirli bir yerde biten bir çeşit yürüyüş. Yürüyüşün içinde milyonlarca insan ve onlarca farklı gösteri yapılıyor. Öğle saatlerinden itibaren yollar kapatılıyor, hayat duruyor. Bizde üç arkadaş kiyafetlerimizi giyip bu yürüyüşün arasına katılmaya karar verdik. Ama ne kadar zorlandık size anlatamam, herkes birbirini itekliyor, kimse yürüyemiyor, bazı yollardan arabalar geçemiyor. Açıkçası tam bir izdiham vardı. Ama öyle görüntüler vardı ki bu halde bile olsa, orada olmaya değdi. Simdi sizi bu yürüyüşte yakaladığım ilginç kostümler, arkadaşlarımın beğendiğim kostümleri ve büründükleri karakterlerin hikayesiyle baş başa bırakıyorum. 












 Peki sokaklarda gezinirken fark ettiğim ve bu cadılar bayramının EN’leri diyebileceklerim nelerdi? 
En çok giyilen kostümler: Lady Gaga, Michael Jackson, Süper Mario, Avatar
En çok kullanılmış malzemeler: Kirpik, renkli peruklar, yapma kan ve renkli boyalar
En tatlı detay: Bebekler ve onlara giydirilen kostümler
En orijinal fikir: Ketçap ve Hardal, Tuz ve Karabiber olmak 
Benim en cok görmeyi beklediğim şey, benim gibi moda severlerin farklı tasarımcıları taklit etmeleriydi. Gittiğim hiç bir kostüm mağazasında buna rastlamadım ama moda için bir cadılar bayramı yapılsaydı eminim çok güzel şeyler ortaya çıkardı.
Yine kreatifliğine hayran kaldığım ve blog ailesine yeni katılmış arkadaşım Derya Sensoy'da bu cadılar bayramına damgasını vuran isimlerdendi. Her cadılar bayramında Derya ve Ferhan müthiş bir hazırlık yaparlar, evlerinde kuş sütü eksik olmaz, her sene de farklı kostümleriyle karşımıza çıkarlar. Bu sene aslında Derya'nın cupcake olmasını beklerken karşıma Bridget Bardot olarak çıktı. Aslında iyiki öyle çıkmış çünkü olduğundan çok daha güzel olmuş. Ferhan Sophia Loren arkadaşları Zeynep ise Audrey Hepburn oldu.. işte 60'lardan kopmuş gelmiş üç güzel :) Bu arada Derya'nın bloguyla hala tanışmadıysanız sizi şöyle alalım: http://deryasensoy.blogspot.com/


Sizin favoriniz kimler oldu, siz cadılar bayramında birileri oldunuz mu? Bekliyorum yorumlarınızı :)

Trend: 1940ların retro saç modelleri





    1940’ların meşhur retro saç modeli bu kış geri geliyor. Rulo ve pürüzsüz buklelerin ağırlıkta olduğu saç modellerini bende çok beğeniyorum. Hatta blogumun logosunda göreceğiniz resimdeki saçım ve elbisemde de böyle bir hava yaratmaya çalışmıştım :)
Bu sezon retro saç tarzını bir çok defilede gördüm. Dior, Fendi bunlardan bir kaçıydı (yukarıda da göreceğiniz gibi) Bu saç tarzının en çok siyah bir makyaj ve kan renginde kırmızı bir rujla güzel durduğuna inanıyorum. Aynı stil kahverengi dumanlı bir göz makyajı ve çıplak bir dudakla da çok hoş duruyor. Bu resimlerde farklı stillerin örneklerini göreceksiniz. Benim saçım bu tarz rulo dalgaları kaldıracak kadar uzun olmadığı için yapamıyorum, ama topuz yapıp saçlarımın yanlarını kıvırmayı çok seviyorum, kendi kendime retro bir tarz yaratmaya çalışıyorum :) Bu aralar bir yerlere giderken nasıl bir saç yapsam diye düşünüyorsanız işte size bir fikir, bu tarz bir saç yaptırıp, retro olun :)

29 Ekim 2010 Cuma

Ayşe Özyılmazel ile Buse'nin Dolabında bu hafta: En trendi çizmeler

Buse bu hafta çizmeleri anlatıyor... Bakalım sezonun favori dört çizme modeli hangileriymiş. Bu arada Buse Terim blog'uyla 'Trendus 2010 Blog Ödülleri'ne aday. Gördüğünüz gibi kısa zamanda çok sevildi ve çok takip edilmeye başlandı Buse. Buse'ye oy vermek isteyenler hadi www.trendus.com adresine... Şimdi gelsin en trendi çizmeler. 
1. Kürklü botlar: İçi kürk, dışı kürk, topuklu veya topuksuz... Kürk trendi bu kış ayakkabilarda da kendini gösteriyor. Kış soğuğunda bu trendi hem ayaklarınızı sıcak tutmak için, hem de kendinizi daha şık göstermek için tercih edebilirsiniz.
2. Önü açık bootiler: Bootie uzun botların kısa hali demek. Bu kış önü açık, evet yanlış duymadınız, önü açık botlar çok moda. Ben şimdiden kendime kış soğuğunda parmaklarım donar mı diye düşünmeden siyah bir bootie aldım. Gece bir yere giderken, tayt veya şık bir elbisenin altına giydiğinizde çok hoş duruyor. İsterseniz külotlu çorapla da giyebilirsiniz. 
3. Upuzun çizmeler: Geçen kış bu botların boyu daha ne kadar uzayacak dedirten botlar modaydı. Merak etmeyin, bu botlar daha da uzayarak bu kış da trend olmaya devam ediyor. Genellikle topuksuz olanlar daha çok revaçta, dar bir jean, kısa bir elbise veya külotlu çorapla bazen şort veya etekle kombinleyebilirsiniz. 
4. Kayış veya kemer detayları: Deri botlar, bu kış kayış veya kemerlerle süsleniyor. Bu tarz botların dar pantolonlarla kombinlendiği zaman hoş durduğuna inanıyorum. Böyle bir çizme tercih edecekseniz, üstünüze giyeceğiniz kombini daha sade tutmanızı öneririm.

28 Ekim 2010 Perşembe

Son Koleksiyonuyla: Kate Moss

Kate Moss'un Topshop için hazırladığı son koleksiyonu 2 Kasım'da bizlerle olmaya hazırlanıyor. Kate Moss Topshop için bugüne kadar tam 13 koleksiyon hazırladı. Bu koleksiyon 14. ve sonuncu koleksiyonu. Dramatik pelerinler ve tüylü bolerolar gibi, Moss yine ikonik parçalar yaratmış. 2 Kasım'da Topshop New York mağazasında satışa sunulacak. Merakla bekleyenlerdenim :)

26 Ekim 2010 Salı

Neriman Hanım'dan bayanları cesaretlendirecek tasarımlar!


Daha önce buna benzer resimler çok gördünüz. 365 gün farklı tırnak tasarımları gibi özellikle tırnaklarımızda yapılan bir çok yenilikten bahsetmiştim. Zannetmeyin ki yine o tarz bir yazı okuyorsunuz. Bu sefer anlatacağım hikaye yabancı birilerinden değil, Türk bir hanım olan Neriman Hanım'dan :) Neriman Hanım’ın en büyük hobisi resimlerden de göreceğiniz gibi tırnak süslemekmiş :) Kendisi en fazla 2 yıla kadar Türkiye’de de her bayanın tırnak süsleme konusunda tutkun olacağına inanıyor (kesinlikle katılıyorum!) Bunun biraz cesaret gerektiren bir şey olduğunu da kabul ediyor ama en azından ileride bayanların işine yarayıp herkesi biraz cesaretlendirmek için sizinle yaptıklarını paylaşmamı istedi. Bu resimlerde gördüğünüz tüm tırnaklar ve üzerindeki süslemeler kendisine ait. Benim en merak ettiğim bunları nasıl yaptığı, ne gibi malzemeler kullandığı ve hangi ojeleri tercih ettiği oldu. Neriman Hanım merakımı şöyle giderdi: "Türkiye'de genellikle makinayla yapan yerler var. Ben İzmirliyim ve İzmirde yaşıyorum ve bu işi yapan tek yer elle değil, makinelerle ve taşlarla süslüyorlar. Ben gördüğüm her şekilden her desenden ilham alıyorum, o anda bir ilham geliyor, elim işliyor geri kalan da renklerin uyumu ve büyüsü…
Bir yaptığımı diğer gün yaptığımda bambaşka bir model çıkıyor aslında! Oje olarak marka önemli değil, her markayı kullanıyorum önemli olan renk. Eskiden bu kadar çeşit yoktu artık sedefliden simliye neon renklere kadar her çeşit bulmak mümkün. Özelikle son zamanlarda Golden Rose ve Flormar ince uçlu ojeler çıkardı onlarda çok pratik aslında. Benim özel fırçalarım var yurt dışından getirttiğim çok ince veya çok kalın işimi görücek her boy var. Bir de taşlar, inciler, fmo hamurundan yapılmış çiçekler ve dantelleri tüm bunları hareketlendirmek için kullanıyorum. Son zamanlarda genellikle e-bay den alışveriş yapıyorum."

Neriman Hanım'ın kendine olan güvenini, böyle bir projeyi gerçekleştirmesini tebrik ediyor ve bazen kırmızı oje bile sürmekten korkan biz bayanları bu yazıdan sonra fazlasıyla cesaretlendireceğine inanıyorum! Bende en kısa zamanda burada Minx manikürü deneyip nasıl yapıldığını, hangi malzemeler kullanıldığını sizinle detaylı şekilde paylaşacağım. Bu arada tasarımlar arasında favorim nazar boncuklular oldu :)

25 Ekim 2010 Pazartesi

Blogger dünyasına yeni bir renk: Derya Şensoy


 inanın bana bu blogu size sadece sahibi en yakın arkadaşım olduğu için önermiyorum.. Deryayı hepiniz az çok tanıyorsunuz, oda benim gibi New York da yaşıyor ve birbirine fazlasıyla rakip olan iki okulda okuyoruz :) O benden çok farklı bir bölümde okuyor, ilustrasyon.. Derya'nin muhteşem bir çizim yeteneği var, kendisine bunu çok kez söylememe rağmen yaptığı şeyleri paylaşmaktan her zaman çekiniyordu. En sonunda hiç kimseye haber vermeden, özellikle "derya sergi aç" diye başının etini yiyen bana :) kendine bir blog açmış. Bugüne kadar, ve şu anda sürdürdüğü tüm projeleri, çizimleri buradan sizlerle paylaşıyor, hem de hikayeleriyle birlikte. Kendisi her ne kadar bunu kabul etmek istemese de aşırı yetenekli, geçirdiğimiz 15 senelik arkadaslikta, hep en yetenekli, en güzel fikirler üreten, en güzel çizen, en iyi olmak için her an uğraşan tanıdığım en mükemmel insanlardan biri..Derya'nın bu alanda ileride çok iyi işlere imza atacağına şimdiden çok eminim ve blogger dünyasına yeni bir renk kattığına inanıyorum.. Çünkü bu tarz bloglar Türkiye'de çok fazla yok, bu yüzden en kısa zamanda Deryanın bloguna hem göz atmanızı hemde takip etmenizi diliyorum :)
http://deryasensoy.blogspot.com